Çocuk Ergen Danışmanlığı

Çocuk Ergen Danışmanlığı

Aile yaşam döngüsü olaylarından en çok etkilenenler, hayatımızı beraber sürdürdüğümüz çocuklarımızdır. Ailedeki olumsuz yaşantıların etkilerini en aza indirmek, ergenlik dönemi sorunlarıyla hem çocukların hem ailelerin baş edebilmesini sağlamak aile danışmanlığının çalışma alanları arasındadır. Çocukların aile ortamındaki huzursuzluklardan, kavgalardan, küslüklerden ve anne babası arasındaki negatif etkileşimden etkilenmemesi mümkün değildir. 

Son yıllarda yapılan birçok çalışma, çocukların stresi duyumsamaya başlamasının, stres hormonlarının daha yüksek oranda olmasının anne karnından başladığını ortaya koymuştur. Halk arasında söylenilegeldiğigibi, bebek daha doğmadan anne karnında olumlu olumsuz tüm duyguları hissetmekte, bu duygularla dünyaya gelmektedir.

 

Bugün, çocukların gelişimini yalnızca genlerin belirlemediği, içine doğdukları aile, kültür, sosyal çevre gibi birçok faktörün belirleyici olduğu tüm bilimsel otoritelerce kanıtlanmıştır. Yetişkinlikte yaşanılan hayatın, verilen kararların, değerlerin, eş seçiminin, olaylara bakış açısının çocukluk yaşantılarında gizlendiği bilinmektedir. 

Çocukken oluşturulan, çocuğun dünyaya gözünü açmasından itibaren her yeni duruma uyumlanmasını sağlayan şemalar, öncelikle çocuğum aile yaşantısıyla ilintilidir. Çocuk büyütürken, ona karşı kullanılan iletişim dili, tutumlar, çocuk büyüdüğünde çevreyle geliştireceği iletişimin yapı taşı olacaktır. Bu yüzden çocuk sahibi olmak önemli, kolay olmayan, bilinçli olunması gereken bir konudur.

 

Travmatik deneyimler (boşanma, ayrılık, ölümvs) fiziksel, cinsel ya da duygusal istismar, ihmal çocuk ruhunda derin yaralar açılmasına sebep olur. Çocukluk ya da ergenlik döneminde ortaya çıkan sıkıntılar bir problem olarak değil, onların yardım çığlığı olarak değerlendirilmelidir. 

Erken müdahale hem çözüm sürecinin kısalmasını hem de olası başka sorunların engellenmesini sağlar. Çocuklar danışmanlığa en kolay uyum sağlayan ve problemlerin çözülebildiği gruptur zira çocuk beyni esnek ve dirençlidir. Doğru ve uygun yaklaşımla güçlüklerle kolayca mücadele edilebilir.

 

Sık karşılan sorunlara baktığımızda ergenlik, okul sorunları, sınav kaygısı, teknoloji bağımlılığı, sosyal beceri eksiklikleri, aşırı inat, dikkat eksikliği gibi konular karşımıza çıkar.  Özellikle tüm dünyayı kasıp kavuran pandemi süreci, uzaktan eğitim zorunluluğu çocukları teknolojiyle daha da iç içe bir hale getirerek, telefon, tablet, bilgisayar kullanımının artmasıyla paralel olarak ekran bağımlılığında artışa sebep olmuştur. Dolayısıyla teknoloji bağımlılığı, günümüz dijital dünyasında en çok karşılaşılan sorunlardan biridir. Bu noktada yaş×10 dakika kuralını aklımızdan çıkarmamalıyız.

 

Ergenlik dönemi ise, ailelerin en korktuğu, kendilerini en çaresiz hissettiği dönemlerden biridir. Kızlarda 10-12 yaş, 12-14 yaş civarı ergenliğe adım atma yılları diyebiliriz. Bu dönemde çocuklarda görülen zihinsel, ruhsal, fiziksel değişiklikler birçok aile için korkulu rüya haline gelmiştir. 

Oysa çocuk açısından bakıldığında aynı anda oluşan fizyolojik, hormonal ve cinsel değişikliklerle baş etmek, kimlik arayışı, kendini tanımaya ve anlamlandırmaya çalışma, var oluş sancıları hayli zor duygular ve karmaşa yaşatmaktadır. Önemli olan ailelerin bu dönemin çalkantılı ve geçici bir dönem olduğunu bilmesi, emir vermek yerine onların kişiliğine saygı duyması ve duygu dilini kullanabilmeleridir. 

Anne babalar kendini suçlamadan, başarısızlık hissine kapılmadan, tatlı sert bir yaklaşımla, gerektiğinde sınır koymayı bilerek bu süreci en hasarsız biçimde atlatabilirler.

 

Unutulmamalıdır ki, anne baba tutumları çocukların zeka ve kişilik gelişimlerinin en önemli unsurudur. Yetersiz sevgi, yanlış ve gevşek eğitim ya da aşırı disiplin çocuklarda, nevrotik, psikotik, antisosyal, saldırgan kişilik yapıları oluşturabilir. 

Sağlıklı anne baba tutumu yeterli sevginin, yeterli disiplinin olduğu hoşgörüyle harmanlanmış, olumsuzlukların açıkça ve iyi niyetle konuşulabildiği ortam ve davranışlardır.